<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özdoğan Hukuk &#8211; 0212 807 07 57 &#8211; Sena Özdoğan / Ceza Hukuku,İş Hukuku,İcra-İflas Hukuku,Aile Hukuku,Sigorta Hukuku,Bilişim Hukuku,Miras Hukuku,Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku,Ticaret Hukuku</title>
	<atom:link href="https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/</link>
	<description>Ceza Hukuku,İş Hukuku,İcra-İflas Hukuku,Aile Hukuku,Sigorta Hukuku,Bilişim Hukuku,Miras Hukuku,Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku,Ticaret Hukuku</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Feb 2023 12:33:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/wp-content/uploads/2021/01/cropped-unnamed-32x32.png</url>
	<title>Özdoğan Hukuk &#8211; 0212 807 07 57 &#8211; Sena Özdoğan / Ceza Hukuku,İş Hukuku,İcra-İflas Hukuku,Aile Hukuku,Sigorta Hukuku,Bilişim Hukuku,Miras Hukuku,Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku,Ticaret Hukuku</title>
	<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sözleşmelerin Kuruluş ve Geçerliliğine Etki Eden Unsurlar</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/sozlesmelerin-kurulus-ve-gecerliligine-etki-eden-unsurlar/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/sozlesmelerin-kurulus-ve-gecerliligine-etki-eden-unsurlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 12:31:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=837</guid>

					<description><![CDATA[&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; İki ya da daha fazla kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla oluşturdukları hukuki işleme sözleşme denir. Sözleşmenin kurulabilmesi için en az iki irade beyanına ihtiyaç vardır ve bu irade beyanları birbirine uygun olması gerekir. Ancak sözleşme kurulsa bile bazı hallerde geçerli olmayabilir. Geçersiz bir sözleşme ya hiçbir şekilde hüküm ve sonuç doğurmaz ya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İki ya da daha fazla kişinin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla oluşturdukları hukuki işleme <strong><em>sözleşme </em></strong>denir. Sözleşmenin kurulabilmesi için en az iki irade beyanına ihtiyaç vardır ve bu irade beyanları birbirine uygun olması gerekir. Ancak sözleşme kurulsa bile bazı hallerde geçerli olmayabilir. Geçersiz bir sözleşme ya hiçbir şekilde hüküm ve sonuç doğurmaz ya da taraf iradeleriyle ortadan kaldırılabilir. Bir sözleşme hiç kurulmamışsa <em>yokluktan</em> , kurulmuş ancak hüküm ve sonuç doğurmuyor ya da sonradan ortadan kaldırılabiliyorsa <em>geçersizlik</em> veya <em>hükümsüzlükten</em> söz edilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sözleşmenin kurucu unsurlarından birinin eksik olması durumunda hukuki işlem de yok sonucunu doğurur.</li>



<li>Sözleşmenim etkinlik unsurlarından birinin eksik olması o sözleşmenin hüküm ve sonuç doğurmasına engel olur.</li>



<li>Sözleşmelerin şekil eksikliği geçersizlik sonucunu doğurur.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İRADE İLE BEYAN ARASINDA UYGUNSUZLUK BULUNMASI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<ul class="wp-block-list" type="1">
<li><strong>LATİFE (ŞAKA)&nbsp; BEYANI</strong></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu durumda beyanda buluna kişi beyanıyla ciddi değildir. Burada beyan sahibi irade ile beyan arasında bilerek, isteyerek bir uygunsuzluk oluşturur. Bu uygunsuzluk tek taraflıdır. Bu durumda muhatap bu beyanın şaka olduğunu biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa sözleşme kurulmaz.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>2) ZİHNİ KAYIT</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Beyan sahibi gerçek iradesini saklı tutarak iradesi ve beyanı arasında bir uygunsuzluk meydana getirir. Bu durumda beyan sahibi beyanıyla bağlıdır, hukuki işlem geçerli olur. Bu durumda beyan sahibi hata hükümlerine dayanarak sözleşmeyi iptal edemez.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3) MUVAZA</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak gayesiyle, gerçek iradelerine uygun olmayan ve hukuki sonuç doğurmasını istemedikleri bir görüş meydana getirme hususunda anlaşmalarıdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Muvazaada irade ile beyan arasındaki uygunsuzluk iki taraflıdır. Muvazaalı işlemlerde iki tane hukuki işlem söz konusudur: yapmak istedikleri fakat üçüncü kişilerden gizledikleri işleme <strong><em>gizli işlem</em></strong> denir. Diğeri ise üçüncü kişileri aldatmak maksadıyla yapıyormuş gibi göründükleri işlem olan <strong><em>görünürdeki işlemdir.</em></strong></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>MUVAZALI İŞLEMİN HÜKÜM VE SONUÇLARI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Mutlak muvazaa: taraflar arasında hiçbir hukuki işlem yapmak istemektedirler. Sadece üçüncü kişileri aldatmak amacıyla hukuki işlemi yapıyormuş gibi görünürler.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Nispi muvazaa: Taraflar aslında bir hukuki işlem yapmak istemekte fakat bu işlemin üçüncü kişiler tarafından farklı bir şekilde anlaşılmasını istemektedirler.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Mutlak muvazaa halinde buradaki işlem geçersizdir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Nispi muvazaa halinde ise tarafların&nbsp; bu işlemi üçüncü kişilerden gizlemiş olmaları tek başına bir geçersizlik sebebi değildir. Görünürdeki işlem muvazaa nedeniyle geçersizdir. Gerçek işlemse kanundaki şekil şartına uyduğu ölçüde geçerlidir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>4)</strong> <strong>HATA</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İrade ile beyan arasında bilmeden, istemeden&nbsp; uygunsuzluk oluşmasıdır. Hata, gerçek hakkında bilgi sahibi olmamak ya da yanlış bilgi sahibi olmak şeklinde ifade edilebilir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>TBK 36/2’de ‘<strong><em>Taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu&nbsp; sözleşme yapmışsa yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeye bağlı değildir</em></strong>. ‘</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>A) HATANIN HÜKÜM VE SONUÇLARI</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hata halinde hukuki işlem kurulmuş ve geçerli bir biçimde hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başlamıştır. Buradaki&nbsp; geçerlilik askıda geçerliliktir. Eğer hata esaslı ise hataya düşen kişi sözleşmeyi iptal edebilir. İptal hakkı hataya düşen kişinin hatayı öğrendiği tarihten itibaren bir yıldır.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/sozlesmelerin-kurulus-ve-gecerliligine-etki-eden-unsurlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ceza Hukukunda Hukuka Uygunluk Sebeplerinden Haklı Savunma</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/ceza-hukukunda-hukuka-uygunluk-sebeplerinden-hakli-savunma/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/ceza-hukukunda-hukuka-uygunluk-sebeplerinden-hakli-savunma/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 12:22:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=834</guid>

					<description><![CDATA[HUKUKA UYGUNLUK SEBEPLERİ : HAKLI SAVUNMA           Ceza hukuku; suç olarak nitelendirilen ve bu davranışlara yaptırımlar öngören normlar bütünü olarak tanımlanabilir. Çağdaş ceza hukukunun yaptırımları ‘cezalar’ ve ‘güvenlik tedbirleri ’dir. Suç, çağdaş ceza hukukunun temel kavramıdır. Bu kavram kanuna aykırı, tipe uygun ve kusurlu eylem olarak tanımlanabilir. Ancak bazı durumlarda eylem tipe uygun olduğu halde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>HUKUKA UYGUNLUK SEBEPLERİ : HAKLI SAVUNMA</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">          Ceza hukuku; suç olarak nitelendirilen ve bu davranışlara yaptırımlar öngören normlar bütünü olarak tanımlanabilir. Çağdaş ceza hukukunun yaptırımları ‘<em>cezalar’ ve ‘güvenlik tedbirleri ’</em>dir. Suç, çağdaş ceza hukukunun temel kavramıdır. Bu kavram kanuna aykırı, tipe uygun ve kusurlu eylem olarak tanımlanabilir. Ancak bazı durumlarda eylem tipe uygun olduğu halde bazı nedenlerle hukuk düzenine aykırı değilse suç sayılmaz çünkü suç, maddi görünümünün yanı sıra manevi ve psikolojik bir yapıya da sahiptir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">          Hukuka uygunluk kavramını açıklamadan önce hukuka aykırılığın tanımını vermemiz gerekir. Genel ifade ile <em>‘hukuka aykırılık’ , </em>hakların ihlali anlamına gelmektedir. Tipik eylemin hukuka aykırılığı ise; kanun koyucu tarafından insanların toplum halinde yaşamalarını sağlamak amacıyla öngörülen hukuk normunun ihlali demektir. Bu açıklamalar çerçevesinde hukuka aykırılığı ortadan kaldıran nedenlere ‘<strong><em>hukuka uygunluk nedenleri’</em></strong> denir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">          Hukuka uygunluk nedenlerinden Haklı Savunma (Meşru Müdafaa) Türk Ceza Kanununun  25.maddesinde : ‘<strong><em>Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.’ </em></strong>belirtilmiştir. Haklı savunmanın hukuksal niteliği açısından bir değerlendirmek gerekirse eski bir geçmişe sahip olan ve doğal nitelikte bir hukuk kurumudur. Haklı savunma sınırları içerisinde gerçekleştirilen eylem hukuka uygundur ve herhangi bir sorumluluk doğurmaz. Bunun temel sebebi ise hukukun, hukuksal yararların ihlaline izin vermeyeceği düşüncesidir. Hukuk, özünde adaletsizliği önlemek ve hukuksal yararlara saldırıları yasaklamak amacını güder. Her insan varlığına yönelik saldırıyı önlemek için tepki gösterir ve hukuk bu doğal tepkiyi  dikkate almak zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Haklı savunmanın söz konusu olması niçin belirli şartların somut olayda var olması gerekir. Bu şartlar; <strong><em>Saldırıya ilişkin şartlar ve Savunmaya ilişkin şartlar</em></strong> olmak üzere ikiye ayrılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1-Saldırıya İlişkin Koşullar</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Öncelikle bir saldırının var olması gerekir. Bu saldırının amacı korunan bir yararı ihlal etmektir. Yani savunmanın meşru olabilmesi için hukuken korunan hakka karşı saldırı niteliğinde bir eylem gerekir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu saldırının haksız olması gerekir. Hukuka uygun eylemlere karşı yapılan savunma eylemi meşru müdafaa kapsamına girmez.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Saldırının  kişiye ait bir hakka yönelik olması gerekir. TCK bu kapsamda haklar bakımından herhangi bir sınırlama getirmemiştir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Haklı savunmanın söz konusu olması için saldırı ve savunmanın eş zamanlı olması gerekir. Saldırının sona erdiği durumda haklı savunmadan söz edilemez.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>  2- Savunmaya İlişkin Koşullar</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li> Saldırıya uğrayan kimsenin başka türlü hareket etme şansının bulunmaması  gerekir. Buna savunmada zorunluluk bulunması koşulu denir. Savunmada zorunluluk bulunup bulunmadığı salt ve soyut biçimde değil , durum ve koşullara göre olayla bağlantılı olarak incelenmesi gerekir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Savunma ve saldırı arasında uygun oran bulunması gerekir. Savunma hareketi ancak saldırıyı engelleyecek ölçüde olması gerekir. Savunma saldırıda buluna kişiye karşı yapılması gerekir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>3- Üçüncü Kişi Yararına Haklı Savunma</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Haklı savunma, sadece savunmada bulunan kişinin saldırıya uğraması durumunda değil, saldırıya uğrayanın üçüncü kişi olması durumunda da söz konusudur. Bu durumda bir kimsenin haksız bir saldırıya karşı kendisini savunması ile üçüncü bir kişiyi savunması arasında ilkesel bir fark yoktur. TCK’nin 25/2. maddesi <strong><em>‘…gerek kendisine gerek başkasına ait…’ </em></strong> diyerek bu durumun dayanağını oluşturmuştur.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><br /><strong>HUKUKA UYGUNLUK NEDENLERİNDE SINIRIN AŞILMASI</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">         Hukuka uygunluk nedenlerinden her birinde görevin, savunmanın, korunmanın, sübjektif hakkın ve mağdurun rızasını sınır aşılırsa eylem hukuka aykırı sayılacaktır. (TCK md.27) Hukuka uygunluk nedenlerine sınır üç olasılıkta aşılabileceği belirtilmiştir: <strong><em>sınırın zorlayıcı nedenle aşılması, sınırın kasten aşılması ,sınırın taksirle aşılması</em></strong>.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sınırın zorlayıcı nedenle aşılması durumunda fail hukuka uygunluk nedenlerinden tamamen faydalanır. TCK’nin 27/2.maddesi:‘<em>meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez.’</em></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sınırın kasten aşılması durumunda meydana gelen sonucun ilişkin olduğu suça ait ceza verilir ve cezada herhangi bir indirim yapılmaz.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sınırın taksirle aşılması durumunda, fail hukuka uygunluk nedenlerinin sınırını özensiz davranışından dolayı aşmış ve   bu durumda kendisine işlediği suçun cezası verilecek ancak failin cezası TCK’nin 27/1. Maddesinde öngörüldüğü şekilde indirilecektir.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/ceza-hukukunda-hukuka-uygunluk-sebeplerinden-hakli-savunma/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olağanüstü Hal ve Temel Haklar</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/olaganustu-hal-ve-temel-haklar/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/olaganustu-hal-ve-temel-haklar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdoğan Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Feb 2023 12:18:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=830</guid>

					<description><![CDATA[Olağanüstü hal normal zamanlarda sahip olduğumuz özgürlüklerin geçici olarak sınırlandırıldığı ya da kullanılmasının ertelendiği bir rejim olarak tanımlanır. Olağanüstü hallerin belirlenmesi durumunda olağanüstü yetkilerin kullanılması zorunlu ve doğal kabul etmek gerekir. Olağanüstü bir yönetim düzeninin gerekli olduğu doğal afet , tehlikeli salgın hastalık , ekonomik bunalım , kamu düzenini tehlike altına sokan yaygın şiddet vakaları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Olağanüstü hal normal zamanlarda sahip olduğumuz özgürlüklerin geçici olarak sınırlandırıldığı ya da kullanılmasının ertelendiği bir rejim olarak tanımlanır. Olağanüstü hallerin belirlenmesi durumunda olağanüstü yetkilerin kullanılması zorunlu ve doğal kabul etmek gerekir. Olağanüstü bir yönetim düzeninin gerekli olduğu doğal afet , tehlikeli salgın hastalık , ekonomik bunalım , kamu düzenini tehlike altına sokan yaygın şiddet vakaları gibi durumlarda başvurulan uygulamadır.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Cumhurbaşkanı tarafından toplanan ve Bakanlar Kurulunca süresi altı ayı geçmeyecek şekilde ilan edilir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu karar Resmi Gazete’de  yayımlanır ve TBMM’nin onayına sunulur.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Meclis olağanüstü hal veya sıkıyönetim süresini değiştirebilir .</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bakanlar Kurulu istemi üzerine her defasında dört ayı geçmemek üzere bu süreyi uzatabilmektedir.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Olağanüstü Halin Hukuksal Sonuçları</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>2017 Anayasa değişikliği  sonrası yeniden düzenlenen 119. Maddesinin temel hak ve hürriyetleri nasıl sınırlandıracağı veya geçici olarak durdurulacağı , hangi hükümlerin uygulanacağı ve işlemlerin nasıl yürütüleceği kanunla düzenlenir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu bakımdan öncelikle temel hak ve özgürlüklerin neleri kapsadığını açıklamak gerekir. İnsan hakları , tüm insanların  sadece insan olmakla  sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. İnsan hakları , ulus , ırk , etnik köken , din , dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Yaşama hakkı , kişi dokunulmazlığı hakkı , sağlık hakkı , eğitim hakkı , özel yaşamın gizliliği hakkı , seçme seçilme hakkı vb. gibi haklardır.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>2017 Anayasa değişikliklerinden sonra OHAL halinde durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasını kısmen veya tamamen durdurabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Ancak anayasanın 16.maddenin 2. Fıkrasında belirtilen <em>sert çekirdekli haklar </em>olarak adlandırılan dokunulmaz temel haklar kataloğuna yer verilmiştir.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Kişinin yaşam hakkı, maddi manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağı, kimsenin din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı, bunlardan dolayı suçlanamayacağı, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve masumluk karinesi yer almıştır.</li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Olağanüstü dönemdeki sınırlamalarda ölçülülük ilkesi önem taşımaktadır. Olağanüstü hal rejimini gerektirecek durumlar ile bu durumları kontrol altına almayı sağlayacak önlemler ile arasında bir oran bulunması gerekir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Temel Hak ve Özgürlüklerin sınırlandırılmasının çerçevesini çizen madde, görüldüğü gibi, sınırlandırılmanın  sınır olarak 5 ilke benimsenmiştir. Bu ilkeler şunlardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1) Sınırlama ancak kanunla yapılır</p>



<p class="wp-block-paragraph">2) Sınırlama Anayasanın özüne ve ruhuna uygun olmak zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3) Sınırlama ancak Anayasanın 13.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen genel sebeplerle ve Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle yapılabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4) Sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmak zorundadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5) Ölçülülük ilkesine uygun olmak zorundadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/olaganustu-hal-ve-temel-haklar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MİRAS HUKUKUNDA TENKİS</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/miras-hukukunda-tenkis/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/miras-hukukunda-tenkis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdoğan Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 16:42:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[miras]]></category>
		<category><![CDATA[aile birliği]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çekilmez]]></category>
		<category><![CDATA[çekişmeli boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik birliğinin sarsılması]]></category>
		<category><![CDATA[genel boşanma sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata kast]]></category>
		<category><![CDATA[haysiyetsiz hayat sürme]]></category>
		<category><![CDATA[ihtar]]></category>
		<category><![CDATA[irade fesadı]]></category>
		<category><![CDATA[mali sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[onur kırıcı davranış]]></category>
		<category><![CDATA[ortak konut]]></category>
		<category><![CDATA[suç işleme]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<category><![CDATA[velayet]]></category>
		<category><![CDATA[yükümlülük]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=757</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row row top-row"><div class="vc_column_container col-md-12"><div class="wpb_wrapper vc_column-inner">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;">
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MİRAS HUKUKUNDA TENKİS</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Mirasbırakanın yapmış olduğu ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmaların mirasçıların saklı payına tecavüz ettiği oranda indirilmesini sağlayan işleme &#8221;tenkis&#8221; denmektedir. Kanunda belirtilmiş olan saklı paylı mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı paylarını ihlal etmiş olan tasarruflarının tenkis edilmesini dava ve def&#8217;i yoluyla talep edebilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Mirasbırakanın yaptığı işlemlerle mirasçılarını kendi tayin etmesi veyahut mirasçılarını kendi mirasından alıkoyması miras hukukunun insana tanıdığı temel haklardan birisidir. Mülkiyet hakkı değerlendirildiğinde mirasbırakanın kendi mal varlığı üzerinde tasarruf ve işlemde bulunması olanaklıdır. Ancak böyle bir durumda yasal mirasçılarının bu sınırsız özgürlükten zarar görmesi de çok muhtemeldir.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk hukukunda mirasbırakana tam bir özgürlük alanı tanınmamış, mirasbırakanın özgürlüğü yasal mirasçılarının saklı payları oranında güvenceye alınmıştır. Mirasbırakanın saklı pay oranında sınırlanan tasarruf özgürlüğünü aşarak yapmış olduğu ölüme bağlı kazandırmalarını, yasal mirasçılarının saklı payları oranında kazanım sağlayabilmeleri amacıyla ‘tenkis’ imkânı saklı paya sahip yasal mirasçılara tanınmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>TENKİS DAVASI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Türk Medeni Kanunu m.560/1’de, saklı payın karşılığını alamayan yasal mirasçıların mirasbırakana tanınan tasarruf edebileceği kısmı aşan kazandırmaların tenkisini dava edebileceklerini belirtir. Tenkis davasında hak düşürücü süre, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri andan itibaren başlamak koşuluyla bir yıl ve her halde vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren on yıl geçmesiyle düşer. TMK m.571/3’e göre, tenkis iddiası def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkis talebinde bulunabilmenin iki temel şartı bulunmaktadır:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarla yahut sağlararası kazandırıcı işlemlerle tasarruf oranını aşmalıdır.</li>
<li>Mirasçının saklı pay hakkı ihlal edilmiş olmalıdır.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Tasarruf hakkının aşılarak yasal mirasçıların saklı pay oranının aşıldığını belirlemek için önce tasarruf oranının hesaplanması gerekmektedir. TMK m. 507’de bahsedildiği üzere, tasarruf oranı mirasbırakanın ölüm anındaki değer bakımından hesaplanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Terekeden indirilecek değerler:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Mirasbırakanın borçları</li>
<li>Terekenin mühürlenmesi ve yazım giderleri</li>
<li>Cenaze giderleri</li>
<li>mirasbırakan ile yaşayan ve mirasbırakan tarafından bakımı üstlenilen kişilerin 3 aylık geçim giderleri</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bunlarla beraber denkleştirmeye bağlı kazandırmalar, tenkise tabi sağlararası kazandırmalar, hayat sigortası alım bedeli vb. değerlerin de terekeye katılmasıyla tespit gerçekleştirilir. Tasarrufun ne oranda aşıldığı ve saklı paylı mirasçıların saklı paylarına ne oranda tecavüz edildiği hesaplanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkis davasında sadece saklı paya sahip yasal mirasçılar davacı olabilir. Örnek vermek gerekirse, vasiyetname yolu ile veyahut miras sözleşmesi ile kendisine belirli bir mal veya hak bırakılan kimse tenkis davasını açma hakkına sahip değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Saklı paylı mirasçılar mirasbırakanın altsoyu, anne ve babası ve eşidir.  Saklı pay oranları kanunda sayılmıştır:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Altsoy için yasal miras payının yarısı,</li>
<li>Anne ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,</li>
<li>Sağ kalan eş için altsoy veya anne ve baba tarafıyla birlikte mirasçı ise yasal miras payının tamamı diğer hallerde ise dörtte üçüdür.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Saklı payı zedelenen mirasçıların iflas dairesinin veya alacaklılarının ihtarına rağmen tenkis davası açmaması durumunda ihtarda bulunanların alacaklarını tenkis davası açabilecekleri kanunda belirtilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkis davası mirasbırakanın tenkise bağlı kazandırıcı işlem yapmış olduğu kişi aleyhine açılır. Ancak tenkise tabi kazandırmanın yapıldığı şahıs, bu konu kazandırmaları üçüncü bir kimseye devretmesi durumunda davanın üçüncü kişi aleyhine açılıp açılamayacağı tartışma konusu olup, iyi niyetin gözetilmesi yerinde olur. Tenkis davasının yenilik doğuran bir dava olmasına ve yasada açıkça lehine kazandırma yapılan kişiye açılacağını göstermesine karşın kötü niyetli veya ivazsız kazanımlarda üçüncü kişi aleyhine tenkis davası yürütülmesi hukuka uygun olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkise tabi bir kazandırmanın mümkün olabilmesi için kazandırma işleminin karşılıksız bir işlem olması gerekmektedir.  Ayriyeten mirasbırakan tarafından yapılan tüm kazandırmalar da tenkise tabi değildir. Ölüme bağlı tasarruf yoluyla yapılan tüm kazandırmalar tenkise konu olur fakat sağlararası kazandırmaların hepsi tenkise tabi değildir bu konuda bazı sınırlandırmalar mevcuttur.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkise konu olan sağlararası kazandırmalar TMK m.565’de sayılmıştır:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Mirasbırakanın, mirasçı sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek koşuluyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi</li>
<li>Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar (Burada, bir mirasçının ivazlı feragat sözleşmesiyle mirastan feragat etmesi halinde, mirasbırakan tarafından yapılan ivazın tenkisinden bahsedilmektedir.)</li>
<li>Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar</li>
<li>Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Yaşantıda sıklıkla karşımıza çıkan ve tenkisi mümkün olan kazandırıcı işlemlerden biri de muvazaalı bağışlamalardır. Mirasbırakan, saklı paylı mirasçının tenkis davasına önleme almak amacıyla, yapmış olduğu karşılıksız kazandırma işlemlerini satış gibi göstermektedir. Böylece, aslında bağışta bulunduğu şeyi karşılığında bir edim alınan satış işlemi gibi göstererek, ileride açılması öngörülen tenkis davasını önlemektedir. Söz konusu muvazaalı işleme dayanan kazandırma tapulu taşınmaz ise hem görünürdeki satış sözleşmesi hem gizli bağış sözleşmesi geçersiz olduğundan, saklı payı olsun veya saklı payı olmasın her bir mirasçı bunu tek başına talep edebilir ve tapu sicilinde düzeltme işleminin yapılmasını isteyebilir. Tapusuz taşınmazlar ile taşınır mallarda ise yalnızca saklı paylı mirasçılar tenkis talebinde bulunabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkise tabi hem ölüme bağlı hem de sağlararası kazandırıcı işlem bulunmakta ise, saklı pay tamam oluncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilir. Ölüme bağlı kazandırıcı tasarruf yapılmamış veyahut bu kazandırıcı işlem saklı pay oranını karşılamıyor ise sağlararası kazandırmaların tenkisinden devam edilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkise tabi kazandırmalar tespit edilip hesaplandıktan sonra saklı pay sahiplerine, aleyhine dava açtıkları kazandırma yapılmış kimse tarafından bir geri verme borcu doğar. Kendisine kazandırıcı işlem yapılmış kişi eğer ki iyi niyetli ise, sadece mirasın kendisine geçmesi anında kazandırmadan elinde kalan kısmı geri vermekle yükümlüdür. İyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere tabidir. Bir ivaz koşuluyla elde edilen ölüme bağlı kazandırma işleminin tenkise konu olduğu durumda lehine kazandırmada bulunulan kimse, yaşarken mirasbırakana vermiş olduğu ivazı tenkis oranında kendisine geri verilmesini talep edebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tenkis davası bakımından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">

		</div>
	</div>
</div></div></div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/miras-hukukunda-tenkis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MARKANIN İLTİBASI</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/markanin-i%cc%87lti%cc%87basi/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/markanin-i%cc%87lti%cc%87basi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdoğan Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 16:36:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[fikri-sinai]]></category>
		<category><![CDATA[aile birliği]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çekilmez]]></category>
		<category><![CDATA[çekişmeli boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik birliğinin sarsılması]]></category>
		<category><![CDATA[genel boşanma sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata kast]]></category>
		<category><![CDATA[haysiyetsiz hayat sürme]]></category>
		<category><![CDATA[ihtar]]></category>
		<category><![CDATA[irade fesadı]]></category>
		<category><![CDATA[mali sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[onur kırıcı davranış]]></category>
		<category><![CDATA[ortak konut]]></category>
		<category><![CDATA[suç işleme]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<category><![CDATA[velayet]]></category>
		<category><![CDATA[yükümlülük]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=751</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row row top-row"><div class="vc_column_container col-md-12"><div class="wpb_wrapper vc_column-inner">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;">
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong>MARKANIN İLTİBASI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Marka hukukunun amacı; markaları üçüncü kişilerin haksız kullanımlarından korumak ve marka haklarına tecavüzlerin önlenmesini sağlamaktır.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>SMK m.4: “Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.”</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Marka hakkı mutlak bir haktır. Bu hak, sahibine izni olmadan markanın kullanılmasını önleme yetkisi verir. Markaların korunması 6769 sayılı <strong>Sınai Mülkiyet Kanunu</strong> <strong>(SMK)</strong> ile düzenlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">İltibas, ortak yönleri bulunan iki şey arasındaki benzeşmedir. Markanın iltibası ise, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya daha önceden başvurusu yapılmış marka ile ayniyet veya benzerlik taşınması durumunda söz konusu olur. Bu duruma aynı zamanda “karıştırılma tehlikesi” denmektedir. Marka iltibasının gündeme gelebilmesi için markaların aynı veya benzer mal ve hizmet sunması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Markanın iltibasının tespit edilebilmesi için iki markanın karşılaştırılması yapılır. Bu karşılaştırmada iki markanın da esaslı noktaları dikkate alınır. Bu noktalar, halktan ortalama tüketicinin iki marka arasında bağlantı kurmasına sebep oluyorsa karıştırılma tehlikesi vardır demektir. Bu durumda ticari piyasada karıştırılma tehlikesinin varlığı yeterlidir, herhangi bir zararın doğmuş olması şartı aranmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İLERİ SÜRÜLEBİLECEK TALEPLER</strong></p>
<p style="text-align: justify;">“SMK m.149/1:  Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.</li>
<li>b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.</li>
<li>c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.</li>
<li>e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.</li>
<li>f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.</li>
<li>g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi”</li>
</ol>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong><u>Hükümsüzlük:</u></strong> İltibas söz konusu olduğunda menfaati olanlar, C savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.</li>
<li><strong><u>Tecavüzün Ortadan Kaldırılması:</u></strong> SMK m.7’ye göre, marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibi izinsiz olarak, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde fiilin önlenmesini talep edebilir.</li>
<li><strong><u>Cezai Yaptırımlar:</u></strong> başkasına ait marka hakkına iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, hizmet sunan, satan, ithal-ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar asli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.</li>
<li><strong><u>Tazminat:</u></strong> Hakka tecavüz sayılan fiili işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Ayrıca markanın itibarının zarara uğraması halinde, bu sebeple ayrıca tazminat istenebilir.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong><u> </u></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İLGİLİ YARGITAY KARARLARI</strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>“Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacının marka başvurusuna konu “EUROPET” ibaresi ile davalı adına önceden tescilli “OPET” ibareli markaları arasında karıştırılma ihtimaline yol açacağı ve iltibas bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının başvurusunun farklı renk tonlarıyla “EURO” ve “PET” ibarelerinin birleşmesinden oluştuğu, “PET” ibaresinin petrol türevi mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcılığa yakın ibare olduğu, Mahkemece, “EURO PET” olarak algılanacak başvuru markası ile ret gerekçesi yapılan tescilli “OPET” unsurlu markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak benzerlik bulunmadığı halde ortalama tüketici kitlesince davacının başvurusu sanki “EUR OPET” şeklinde algılanıyormuşçasına hatalı değerlendirilmesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.” <strong>(Y11HD 2019/5253 E. 2020/3461 K.)</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<ol style="text-align: justify;" start="2">
<li>“Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı marka KHK&#8217;nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin değerlendirmesinde, markaların ayırt edici unsurlarının özellikle baskın kısımlarının gözetilmek suretiyle, ortalama tüketicilerin markaların görsel, işitsel ve anlamsal özelliklerine göre oluşacak bütüncül intibaları dikkate alınmalıdır. Söz konusu değerlendirme yapılırken, markaya konu ibarelerin ilk ve başlangıç kısımlarının sonraki kısımlarına göre tüketicilerin bütüncül intibalarının oluşumunda daha baskın nitelikte olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Anılan ilkeler dikkate alındığında, davacının itiraza mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “FİT” ibaresi olduğu, davalı markasının da “FİT” hecesi ile başladığı, bu kısmın markanın baskın unsuru olduğu, bu ibareye eklenen “küvi” ibaresinin 556 sayılı KHK&#8217;nın 8/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde, markaya ayırt edicilik katmadığı, bu şekliyle davalı markasının davacının seri markalarından biri olarak algılanabileceği, bu itibarla 556 sayılı KHK&#8217;nın 8/1-b bendi uyarınca dava konusu davalı markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu yönünde bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” <strong>(Y11HD 2019/3833 E. 2020/2305 K.)</strong></li>
</ol>
<ol style="text-align: justify;" start="3">
<li>“Dava, marka tescil başvurusunun reddine dair verilen YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak derecede bir benzerliğin bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf isteminin aynı gerekçe ile esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, “MAG” ibaresi 41. sınıftaki “Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)” yönünden “MAGAZİN” ibaresinden türetilmiş olması nedeniyle ayırt ediciliği zayıf bir ibare olup, davacı tarafın marka başvurusunda bu ibareye ayrıca bir ön ek alınarak “MAG” ibaresinden tamamen farklı “TOURMAG” ibaresi oluşturulmuş olmakla, karıştırılma ihtimalinin tespitinde markaların hecelerine ayrılmaksızın bir bütün olarak karşılaştırılması gerektiğinden davacının “TOURMAG” ibareli başvurusu ile davalının “MAG” asıl unsurlu markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerliğin bulunmadığının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle mümeyyiz davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” <strong>(Y11HD 2019/3856 E. 2020/2072 K.)</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">

		</div>
	</div>
</div></div></div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/markanin-i%cc%87lti%cc%87basi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİLİŞİM SUÇLARI VE YAPTIRIMLAR</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/bilisim-suclari-ve-yaptirimlar/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/bilisim-suclari-ve-yaptirimlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdoğan Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 16:30:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[bilisim]]></category>
		<category><![CDATA[aile birliği]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çekilmez]]></category>
		<category><![CDATA[çekişmeli boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik birliğinin sarsılması]]></category>
		<category><![CDATA[genel boşanma sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata kast]]></category>
		<category><![CDATA[haysiyetsiz hayat sürme]]></category>
		<category><![CDATA[ihtar]]></category>
		<category><![CDATA[irade fesadı]]></category>
		<category><![CDATA[mali sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[onur kırıcı davranış]]></category>
		<category><![CDATA[ortak konut]]></category>
		<category><![CDATA[suç işleme]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<category><![CDATA[velayet]]></category>
		<category><![CDATA[yükümlülük]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=746</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row row top-row"><div class="vc_column_container col-md-12"><div class="wpb_wrapper vc_column-inner">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;">
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong>BİLİŞİM SUÇLARI VE YAPTIRIMLAR</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilişim, her türlü verinin elektronik sistemler aracılığı ile işlenmesidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 243. madde gerekçesinde “Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir.” ifadesi kullanılmıştır. Günümüzde bilişim sistemleri ve teknolojinin gelişmesi ile hayatımıza pek çok yenilik girmiştir. Bu gelişmelerin sonucu olarak, bilişim sistemleri aracılığı ile işlenen suçlar sıklıkla gündeme gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk Ceza Kanunu’nun “Bilişim Alanında Suçlar” başlıklı onuncu bölümünde işlenebilecek suçlar sayılmıştır:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Bilişim sistemine girme suçu (m.243)</li>
<li>Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu (m.244)</li>
<li>Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu (m.245)</li>
<li>Yasak cihaz veya program kullanma suçu (m.245/A)</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.BİLİŞİM SİSTEMİNE GİRME SUÇU</strong></p>
<p style="text-align: justify;">TCK m.243/1’e göre bilişim sistemine girme suçu, bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak girmek veya orada kalmaya devam etmek şeklinde işlenmektedir. Sisteme hukuka aykırı olarak giren kişinin belli verileri elde etmek amacı taşıması şartı aranmamaktadır. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi’nin “Yasadışı erişim” başlıklı 2. maddesine göre; kasten ve hukuka aykırı bir şekilde bir bilgisayar sisteminin tamamına veya bir kısmına girilmesi engellenmelidir. Sözleşmenin bu maddesi ile TCK’nın 243. Maddesi paralellik göstermektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilişim sistemine girme suçunda bir tane cezada indirim sebebi bir tane de cezada artırım sebebi söz konusudur:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Sadece sisteme giren veya sistemde kalmaya devam eden kişiye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. (m.243/1) (Basit hal)</li>
<li>Bedel karşılığı yararlanma sunan sistem hakkında suçun işlenmesi halinde kişiye verilecek ceza, yarı oranına kadar indirilir. (m.243/2) (Hafifletici neden)</li>
<li>Sisteme girme veya orda kalmaya devam etme fiili sebebiyle sistemde bulunan veriler değişirse veya yok olursa, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (m.243/3) (Ağırlaştırıcı neden)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Burada önemli olan husus, failin verileri yok etmek veya değiştirmek kastıyla hareket etmemiş olmasıdır. Böyle bir kasıtın varlığı halinde m.243 değil, m.244 söz konusu olur. Örneğin, kişinin sosyal medya hesabına girilerek bir mesajın kasıt olmadan silinmesi halinde m.243 “bilişim sistemine girme suçu” oluşurken; özellikle mesajın silinmesi için hesaba girilmesi ve silinmesi halinde m.244 “sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” suçu işlenmiş olur.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Bir bilişim sisteminin kendi içinde veya bilişim sistemleri arasında gerçekleşen veri nakillerini, sisteme girmeksizin teknik araçlarla hukuka aykırı olarak izleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (m.243/4)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bu fıkranın en önemli özelliği, bilişim sistemine girilmeden söz konusu fiilin gerçekleştirilmesidir. Suçun oluşabilmesi için izleme yeterlidir. Eğer izlemenin yanında veri elde etme söz konusu ise, ayrıca haberleşmenin veya özel hayatın gizliliğinin ihlali ya da kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi suçları da gündeme gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilişim sistemine girme suçunda mağdurun rızası hukuka uygunluk sebebidir. Örneğin kişi, mail adresinin şifresini bir arkadaşına verdiyse, arkadaşının bu mail adresine giriş yapması hukuka uygun hale gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2.SİSTEMİ ENGELLEME, BOZMA, ERİŞİLMEZ KILMA, VERİLERİ YOK ETME VEYA DEĞİŞTİRME SUÇU</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Seçimlik hareketli bir suçtur. Maddede bahsedilen seçimlik hareketlerden herhangi birinin veya birkaçının gerçekleştirilmesiyle suç işlenmiş olur.</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong>Sistemi engelleme veya bozma: </strong>Bir bilişim sistemini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (m.244/1)</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><em>“Bilişim sisteminin işleyişini, kendisine yönlendirilen komutlara uygun olarak veri işleme faaliyeti olarak kabul etmek gerekir. Eğer bilişim sistemine yapılan müdahale;</em> <em>sistemin işleyişini geçici olarak kesintiye uğratmışsa ‘engelleme’, sistemin işleyişini o an itibariyle kalıcı olarak sonlandırmışsa ‘bozma’ eylemi gerçekleşmiş olur.”</em></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong>Verileri yok etme, bozma, değiştirme ve verileri başka yere gönderme: </strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (m.244/2)</p>
<p style="text-align: justify;">Avrupa Siber Suç Sözleşmesi’nde veri, belirli durumların, bilgilerin kaydı ya da bir bilgisayarın bir işlemi gerçekleştirmesini sağlayacak biçimleri de içeren bilgisayar sistemince icra edilebilecek bir işlemler bütünü olarak tanımlanmıştır. Verinin yok edilmesi, verinin varlığına son verilmesidir. Verinin bozulması, içeriğe ya da yapıya müdahale edilmesi ile verinin kısmen veya tamamen kullanılamayacak hale gelmesidir. Verinin değiştirilmesi, başka bir veriyle değiştirilmesi veya aslından başka bir hale dönüştürülmesidir. Verinin başka bir yere gönderilmesi ise, sahibinin izni olmaksızın verinin başka bir konuma taşınmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Söz konusu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde suçun nitelikli hali söz oluşur. Bu halde kişiye verilecek ceza yarı oranında artırılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kişinin, söz konusu seçimlik hareketlerle kendisi veya başkası yararına haksız bir çıkar sağlaması halinde -başka bir suça vücut vermemek şartıyla-, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3.BANKA VEYA KREDİ KARTLARININ KÖTÜYE KULLANILMASI SUÇU </strong></p>
<ol style="text-align: justify;" start="245">
<li>maddenin gerekçesine göre madde, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı   olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kredi sahiplerinin zarara so­kulmasını, bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek ve failleri cezalandırmak amacıyla kaleme alınmıştır. Madde incelendiğinde 3 ayrı suç düzenlendiği görülmektedir:</li>
<li><strong>Gerçek bir banka veya kredi kartını kötüye kullanmak (m.245/1): </strong>“Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” Madde metnine bakıldığında “her ne suretle olursa olsun” ifadesi kullanıldığı için, kartın elde ediliş şeklinin herhangi bir önem arz etmediği anlaşılmaktadır. Bu suçun;</li>
<li>Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,</li>
<li>Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,</li>
<li>Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. (Şahsi cezasızlık sebebi)</p>
<p style="text-align: justify;">Etkin pişmanlık, kişinin işlediği suçtan dolayı sonradan pişman olması ve fiilin olumsuz sonuçlarını gidermesidir. Etkin pişmanlık ancak kanunun açıkça öngördüğü hallerde söz konusu olmaktadır. Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması da kanunun etkin pişmanlığı öngördüğü suçlardan birisidir.</p>
<ol style="text-align: justify;" start="2">
<li><strong>Sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek (m.245/2): </strong>Başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirip sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<ol style="text-align: justify;" start="3">
<li><strong>Sahte bir banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlamak (m.245/3): </strong>Sahte bir kart kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi –daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmuyorsa-, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong>4.YASAK CİHAZ VEYA PROGRAM KULLANMA SUÇU</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun;</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Münhasıran bilişim suçlarının işlenmesi için,</li>
<li>Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi içim,</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İLGİLİ YARGITAY KARARLARI</strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>“Sanığın, bir şirkette satış pazarlama elemanı olarak çalıştığı, sebepsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle işten çıkartılmasından önce, ele geçirdiği şifre ile yetkisiz olarak şirket bilgisayarına girerek şirket çalışanlarının işe geliş gidiş saatlerine ilişkin çizelge ile kendisine ait maaş bordroları, sigortalı işe giriş bildirgesi ve iş sözleşmesi örneklerini çıkartıp, bu belgelerle maaş ve diğer haklarının eksik ödendiği ve bir kısmının ödenmediği, sigortasının süresinde yatırılmadığı iddiasıyla şirket hakkında ÇSGB İzmir Bölge Müdürlüğü&#8217;ne şikâyetçi olduğu olayda; şirketin bilgisayar kayıtlarından alınan belgelerin yasal anlamda kişisel veri kapsamında kabul edilemeyeceği ancak sanığın kendi ikrarı ile sabit olan şifreyle girilebilen şirket bilgisayarına ele geçirdiği şifre ile yetkisiz olarak hukuka aykırı girmesi eyleminin TCK&#8217;nın 243/1. maddesine uyan bilişim sistemine girme suçunu oluşturacağı gözetilerek, bu suçtan mahkûmiyetine hükmedilmesi gerekirken, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek, dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup…” <strong>(Y12CD 2014/2525 E. 2014/17259 K.)</strong></li>
</ol>
<ol style="text-align: justify;" start="2">
<li>“Katılana ait &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;@hotmail.com internet adresine sanık tarafından şifresinin kırılması yoluyla MSN adresine girilerek kullanılamaz hale getirildiği iddiasıyla açılan davada, sanık E.. A..&#8217;a ve başka kişilere ait IP numaraları ile katılanın E-Mail hesabına giriş yapıldığının tespit edildiği, bu haliyle eylemin TCK.nun 243/1. Maddesi kapsamındaki suçu oluşturacağı, ancak katılanın girişinin 04.05.2010 tarihi itibariyle engellediğini iddia etmişse de buna ilişkin bir tespite rastlanmadığının anlaşılması karşısında; anılan tarihten şikayet tarihine kadar olan dönemde, bu adresin faal olup olmadığı, katılan tarafından kendi adresine erişim sağlanıp sağlanmadığı tespit olunmamıştır. Sanık tarafından giriş yapılıp yapılmadığı, adrese ait şifrenin değiştirilip değiştirilmediği, değiştirilmişse hangi tarihte ve hangi IP numarası ile erişim sağlandığının ilgili internet sağlayıcısından sorulmadığı anlaşılmıştır.<br />Bu itibarla yukarıda açıklanan yöntem izlenerek eksiklikler yerine getirilip sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip gerektiğinde bilirkişiden de görüş alınarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırmaya dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı…” <strong>(Y8CD 2013/10402 E. 2014/11836 K.)</strong></li>
</ol>
<ol start="3">
<li style="text-align: justify;">“Dolandırıcılık suçu; hileli davranışlarla bir kişinin aldatılıp onun veya bir başkasının zararına, failin kendisine veya bir başkasına yarar sağlaması suretiyle oluşur. Suçun maddi unsurunu oluşturan hareketlerin, gerçek bir kişiye yöneltilmiş olması, onun kandırılarak çıkar sağlanması gerekir. Gerçek bir kişiyle karşı karşıya gelmeden, yüz yüze veya telefon, bilgisayar, bilgi geçer gibi bir başka vasıta kullanılarak görüşmeden, konuşmadan, hileli davranışlarla gerçek kişiler dolandırılmadan sadece bilişim sistemi kullanılarak doğrudan doğruya çıkar sağlanması halinde &#8220;bilişim sistemine girerek haksız çıkar sağlama suçu&#8221; gerçekleşecektir. Somut olayda oluşa uygun kabule göre; Kayseri PTT Müdürlüğü Otomasyon Bölümünde bilgisayar teknisyeni olarak görev yapan sanık M&#8230; Ö&#8230; Ö&#8230; ile Kayseri`de bulunan özel bir dershanede öğretmen olan diğer sanık A&#8230; K&#8230;`nın fikir ve eylem birliği içersinde hareket ederek, 2002 yılının Mayıs ve Eylül ayları arasında Sivas, İstanbul-Fatih, Beyazıt, Bağcılar, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Sefaköy, Merter, Bayrampaşa, Aksaray, Mecidiyeköy, Avcılar ve Kağıthane, Ankara- Ulus, Kızılay, Ahmetler, Emek ve Keçiören PTT merkezlerinden kabul işlemi yapılan bir kısım para havaleleri tutarlarına, PTT on-line sistemi veri tabanına girilmek suretiyle rakam ilave edilerek ödeme merkezlerince, gerçekte havale edilenden 10 veya 100 kat fazla tutarda ödeme yapılmasını sağlayarak haksız menfaat temin eden sanıkların eylemlerinin tamamen bilişim ortamında gerçekleştirilmiş olması, gerçek kişiye karşı yöneltilen her hangi hileli bir davranışın bulunmaması nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 525/b-2 maddesindeki ( 5237 sayılı TCK.nun 244/4 md ) bilişim suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırı…” <strong>(Y11CD 2008/11060 E. 2009/11936 K.)</strong></li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">

		</div>
	</div>
</div></div></div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/bilisim-suclari-ve-yaptirimlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/cekismeli-bosanma-davasi/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/cekismeli-bosanma-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdoğan Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2021 09:37:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile birliği]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çekilmez]]></category>
		<category><![CDATA[çekişmeli boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik birliğinin sarsılması]]></category>
		<category><![CDATA[genel boşanma sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata kast]]></category>
		<category><![CDATA[haysiyetsiz hayat sürme]]></category>
		<category><![CDATA[ihtar]]></category>
		<category><![CDATA[irade fesadı]]></category>
		<category><![CDATA[mali sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[onur kırıcı davranış]]></category>
		<category><![CDATA[ortak konut]]></category>
		<category><![CDATA[suç işleme]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<category><![CDATA[velayet]]></category>
		<category><![CDATA[yükümlülük]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=644</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row row top-row"><div class="vc_column_container col-md-12"><div class="wpb_wrapper vc_column-inner">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;">
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong>ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tarafların boşanma konusunda anlaşamadıkları ya da anlaşsalar dahi anlaşmalı boşanmanın şartlarından birisinin gerçekleşmemesi halinde çekişmeli boşanma söz konusu olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebepleri:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Zina (TMK m.161)</li>
<li>Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162)</li>
<li>Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163)</li>
<li>Terk (TMK m.164)</li>
<li>Akıl hastalığı (TMK m.165)</li>
<li>Evlilik birliğinin sarsılması (TMK m.166) (Genel boşanma sebebi)</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong>ZİNA</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Zina, aile birliğinin en önemli yükümlülüklerinden biri olan sadakat yükümlülüğünün ihlalidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Eşlerden biri hem zina sebebine hem de genel boşanma sebebi olan “evlilik birliğinin sarsılması” sebebine dayanarak boşanma davası açabilir. <em>“</em><em>Mahkemece; bozma sonrasında “Davanın her iki boşanma sebebi yönünden kabulü ile, TMK m. 161 ve 166/1 maddeleri gereğince davalının subut bulan zinası ve evlilik birliğinin güven sarsıcı davranış ve sadakatsizlik sebebiyle temelinden sarsılması” nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı kadın öncelikle zina (TMK m. 161) kabul edilmediği takdirde evlilik birliğinin sarsılması sebeplerine (TMK m. 166/1) dayalı olarak boşanma talebinde bulunmuştur. Zina, mutlak boşanma sebebidir. Zina vakıasının gerçekleşmesi halinde boşanma sebebi gerçekleşmiş sayılır. Zina, olmadığı takdirde evlilik<br />birliğinin sarsılması hukuki sebebine kademeli olarak dayanılmış ise; zinanın ispatlanması halinde, bu sebeple boşanma kararı verilmesi gerekir. Böyle bir durumda artık genel boşanma sebebinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaz ve bununla ilgili ayrıca bir hüküm oluşturulması da gerekmez. Hal böyleyken, mahkemece bozma ilamımıza uyularak yapılan yargılama sonucunda sadece TMK.m.161 uyarınca boşanma kararı verilmesi gerekirken TMK m. 166/1 uyarınca da boşanma kararı verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.” </em><strong>(Y2HD 2019/6633 E. 2020/443 K.)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dava açacak olan eşin dava hakkı, zinayı öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her durumda zina fiilinin üzerinden 5 yıl geçmesi ile düşer. Fakat zinayı affeden tarafın dava hakkı yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ</strong></p>
<p style="text-align: justify;">“Hayata kast” kapsamında mağdur eşin yaralanması veya herhangi bir zarar görmesi önem arz etmemektedir, hayata kast fiilinin gerçekleştirilmiş olması yeterlidir.</p>
<p style="text-align: justify;">“<strong><em>&#8220;hayata kast&#8221; </em></strong>ifadesi ile eşini öldürme girişiminde bulunmak, onu intihara zorlamak gibi eşlerden biri tarafından diğerinin hayatına karşı yapılmış acı sonuç doğuran davranışlar kastedilmektedir (Akıntürk/Ateş, s. 249; Dural, M./Öğüz, T./Gümüş, M.A: Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, Şubat 2019, s.110).<br /><strong><em>&#8220;Pek kötü davranış&#8221;;</em></strong> eşlerden birinin diğerine uyguladığı, vücut bütünlüğünü, bedensel veya ruhsal sağlığını bozucu ya da tehlikeye düşürücü davranışlardır. Dövme ve fiziksel şiddet uygulama, evden kovma, aç bırakma, anormal cinsel ilişkiye zorlama gibi davranışlar pek kötü davranışa örnek olarak gösterilebilir. İşlenen fiilin devamlılık arzetmesi zorunlu olmamakla birlikte pek kötü davranış eyleminin zülüm ve işkence boyutunda olması gerekmektedir (Gençcan, s.184).<br />Eski Medeni Kanunu`nda yer almayan ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda düzenlenen <strong><em>&#8220;onur kırıcı davranış&#8221; ise</em></strong>, eşlerden birinin diğerine hakaret etmek, onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı saldırıdır (Dural/Öğüz/Gümüş: Türk Özel Hukuku, Cilt III, Aile Hukuku, Şubat 2019, s.111). Ayrıca her türlü onur kırıcı davranış değil, ağır derecede onur kırıcı bir davranışın boşanma sebebi sayıldığı da bilinmelidir.<br />Hemen belirtilmelidir ki, diğer eşin hayatına kast eden veya pek kötü ya da onur kırıcı davranışta bulunan eşin bunu kasten işlemesi ve ayırt etme gücünün bulunması gerekmektedir.” <strong>(YHGK 2017/2420 E. 2019/750 K.)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Dava açacak olan eşin dava hakkı, boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her durumda fiilin üzerinden 5 yıl geçmesi ile düşer. Fakat affeden tarafın dava hakkı yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME</strong></p>
<p style="text-align: justify;">“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.” (TMK m.163)</p>
<p style="text-align: justify;">Küçük düşürücü suç, toplumun şiddetle tepki gösterdiği ve kişinin yüzünü kızartacak suçlardır. Dava konusu olan suçun küçük düşürücü bir suç olup olmadığına somut olayın özelliklerine göre hâkim karar verecektir. Kanunda böyle bir kategori yapılmamış olsa da uyuşturucu ticareti, zimmet, rüşvet örnek olarak verilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Haysiyetsiz hayat sürme, namus ve şeref değerlerine aykırı olarak yaşamaktır. Bu durumun süreklilik arz etmesi gerekmektedir. Kumarbazlık ve ayyaşlık örnek olarak verilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Diğer boşanma sebeplerinin aksine, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme boşanma sebebine başvuran kişi için herhangi bir hak düşürücü süre söz konusu değildir. Kişi her zaman bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>TERK</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Terk sebebiyle boşanma davası açabilmek için aranan şartlar:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Ortak konut şu sebeplerden biri sebebiyle terk edilmeli:</li>
<li>Eşlerden biri evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmeli veya</li>
<li>Haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemeli veya</li>
<li>Eşlerden biri diğerini ortak konutu terk etmeye zorlamalı veya</li>
<li>Eşlerden biri diğerini haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engellemeli</li>
<li>Ayrılık en az 6 ay sürmeli ve devam etmekte olmalı</li>
<li>Hâkim veya noter tarafından ihtar yapılması talep edilmeli ve bu ihtar sonuçsuz kalmalı</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Hâkim veya noter terk eden eşe yapacağı ihtarda, 2 ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini, aksi takdirde doğacak sonuçlar hakkında bilgi verir. İhtarda bulunulabilmesi için terk eyleminin üzerinden 4 ay geçmiş olması gerekir</p>
<p style="text-align: justify;">Terk sebebiyle boşanma davası her zaman açılabilir, hak düşürücü süreye tabi değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>AKIL HASTALIĞI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">“Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.” (TMK m.165),</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sebebe dayanılarak boşanma davası açılabilmesi için akıl hastalığının evlendikten sonra ortaya çıkmış olması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davası her zaman açılabilir, hak düşürücü süreye tabi değildir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eşlerden birinin bu sebebe dayanarak boşanma davası açabilmesi için ortak hayatın sürdürülmesi kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu sebebin kapsamı somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilmektedir. Çünkü bir taraf için ortak hayatı çekilmez kılacak bir sebep, diğer taraf için hiçbir önem arz etmeyebilir. Örnek sebepler:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Güven kırıcı hareketler</li>
<li>Karşılıklı hakaret</li>
<li>Eşini sevmediğini beyan etmek</li>
<li>Eşine kötü davranmak</li>
<li>Evi sürekli terk etmek</li>
<li>Eşinin ailesine hakaret etmek</li>
<li>Evlilikten doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">“Davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” (TMK m.166/2)</p>
<p style="text-align: justify;">“Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.” (TMK m.166/4)</p>
<p style="text-align: justify;">

		</div>
	</div>
</div></div></div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/cekismeli-bosanma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/anlasmali-bosanma-davasi/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/anlasmali-bosanma-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdoğan Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2021 09:33:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile birliği]]></category>
		<category><![CDATA[akıl hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşmalı boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılık]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çekilmez]]></category>
		<category><![CDATA[çekişmeli boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik birliğinin sarsılması]]></category>
		<category><![CDATA[genel boşanma sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hayata kast]]></category>
		<category><![CDATA[haysiyetsiz hayat sürme]]></category>
		<category><![CDATA[ihtar]]></category>
		<category><![CDATA[irade fesadı]]></category>
		<category><![CDATA[mali sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[onur kırıcı davranış]]></category>
		<category><![CDATA[ortak konut]]></category>
		<category><![CDATA[suç işleme]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[TMK]]></category>
		<category><![CDATA[velayet]]></category>
		<category><![CDATA[yükümlülük]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=640</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row row top-row"><div class="vc_column_container col-md-12"><div class="wpb_wrapper vc_column-inner">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;">
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong>ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASI</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Anlaşmalı boşanma, TMK m.166/3’de düzenlenmiştir: “Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”</p>
<p style="text-align: justify;">Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için aranan şartlar:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Evlilik en az 1 yıl sürmüş olmalı</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Evlilik henüz 1 yılını doldurmadıysa hâkim davayı reddeder. Fakat dava açılırken süre dolmamış olmasına rağmen, hâkim red kararı vermeden 1 yıllık süre dolarsa yargılamaya devam edilir. Süre şartı sağlanmıyorsa ancak çekişmeli boşanma davası açılabilir.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Eşler mahkemeye beraber başvurmalı ya da bir eş diğerinin açtığı davayı kabul etmeli</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Eşlerden birinin açtığı davayı diğer taraf davanın başında kabul etmemiş olsa dahi yargılamanın her aşamasında davayı kabul edebilir. Bu durumda, başta çekişmeli olarak açılan boşanma davası anlaşmalı boşanma davasına döner.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Hâkim eşleri dinlemeli</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Bu şartın sebebi, iki tarafın da iradesinin fesada uğramadığından emin olunmasıdır<em>. “Türk Medeni Kanunu 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için; yasadaki diğer koşullar yanında boşanmanın mali sonuçları hususunda taraflarca kabul edilecek bir düzenlemenin mevcut olması ve hâkimin de bu düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Davacı kadın son oturumdaki beyanında, herhangi bir nafaka maddi-manevi tazminat talebi bulunmadığını bildirmiş; ancak davalı kocanın bu konulardaki beyanı alınmamıştır. Mahkeme davalı kocanın önceki oturumlardaki boşanmanın mali sonuçlarını içermeyen, boşanmak istediğini, açılan boşanma davasını kabul ettiğine ilişkin beyanını yeterli görerek; herhangi bir delil de toplamadan anlaşmalı boşanmaya hükmetmiştir.</em><br /><em>Bu durumda; Türk Medeni Kanununun 166/3. maddedeki anlaşmalı boşanma koşullarının gerçekleşmiş olduğundan söz edilemez.<br />Mahkemece, davalı koca temyiz dilekçesinde boşanmak istemediğini bildirdiğinden; davacı kadına, davaya Türk Medeni Kanunu 166/1-2 madde uyarınca çekişmeli boşanma davası olarak devam etmek isteyip, istemediğinin sorulması; devam etmek istemediği takdirde davanın reddine; devam etmek istediğinde ise, taraflara delil bildirme imkânı sağlanarak bildirildiğinde delillerin toplanması ile gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan hususlar gözetilmeden; yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.”</em> <strong>(Y2HD 2012/135 E. 2012/1693 K.) </strong>Yargıtay’ın bu kararı da dikkate alındığında, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi zaruridir. Aksi takdirde verilen boşanma kararı hukuka aykırı olur.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Hâkim, mali sonuçlar ve çocukların durumu ile ilgili düzenlemeyi uygun bulmalı</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">“Boşanmanın mali sonuçları” ile kastedilen maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleridir. “Çocukların durumu” ile kastedilen ise, boşanma sonrasında çocukların velayetinin hangi tarafta kalacağı ve diğer taraf ile çocuklar arasındaki ilişkinin nasıl olacağıdır. Hâkim, düzenlemede uygun bulmadığı noktaları değiştirme imkânına sahiptir. Fakat bu durumda düzenlemenin geçerli olabilmesi için tarafların bu değişiklikleri kabul etmesi gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Taraflar Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi uyarınca boşanmışlar, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmamaktadır. Anlaşmanın bozulması ile anlaşmalı boşanma hükmü bütünüyle geçersiz hale gelir (HUMK m. 439/2). Bu halde anlaşmalı boşanma davasının &#8220;çekişmeli boşanma&#8221; (TMK m. 166/1-2) olarak görülmesi gerekir.” </em><strong>(Y2HD 2015/342 E. 2015/3299 K.)</strong></p>
<p style="text-align: justify;">

		</div>
	</div>
</div></div></div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/anlasmali-bosanma-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TUTUKLAMA</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/tutuklama/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/tutuklama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdoğan Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2021 09:29:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[adli arama]]></category>
		<category><![CDATA[adli kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[arama]]></category>
		<category><![CDATA[arama emri]]></category>
		<category><![CDATA[arama kararı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[CMK]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet savcısı]]></category>
		<category><![CDATA[delil]]></category>
		<category><![CDATA[denetim]]></category>
		<category><![CDATA[direnme]]></category>
		<category><![CDATA[durdurma]]></category>
		<category><![CDATA[elkoyma]]></category>
		<category><![CDATA[erişimin engellenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşya]]></category>
		<category><![CDATA[fiil]]></category>
		<category><![CDATA[geçici]]></category>
		<category><![CDATA[gizli soruşturmacı]]></category>
		<category><![CDATA[gizli tanık]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[isnat]]></category>
		<category><![CDATA[kaba üst araması]]></category>
		<category><![CDATA[kaçma]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik sorma]]></category>
		<category><![CDATA[kolluk]]></category>
		<category><![CDATA[koruma tedbiri]]></category>
		<category><![CDATA[mağdur]]></category>
		<category><![CDATA[müdafi]]></category>
		<category><![CDATA[ölçülülük]]></category>
		<category><![CDATA[onay]]></category>
		<category><![CDATA[önleme araması]]></category>
		<category><![CDATA[PVSK]]></category>
		<category><![CDATA[salıverme]]></category>
		<category><![CDATA[sanık]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[şüpheli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tanık koruma]]></category>
		<category><![CDATA[TCK]]></category>
		<category><![CDATA[teknik araçlarla izleme]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama kararı]]></category>
		<category><![CDATA[yakalama]]></category>
		<category><![CDATA[yakalama emri]]></category>
		<category><![CDATA[yazılı emir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=633</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row row top-row"><div class="vc_column_container col-md-12"><div class="wpb_wrapper vc_column-inner">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;">
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong>TUTUKLAMA (CMK m.100-108)</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tutuklama, suçlu olduğu konusunda henüz kesin hüküm bulunmayan, ancak kuvvetli suç şüphesi bulunan kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Diğer koruma tedbirleri gibi geçici bir tedbirdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tutuklama, ihtiyari bir koruma tedbiridir. İki maddi koşulu vardır:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller</li>
<li>Kanunda sayılan tutuklama nedenlerinden birisinin varlığı (CMK m.100/2)</li>
</ol>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Şüphelinin/sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı</li>
<li>Şüphelinin/sanığın davranışlarıyla delilleri yok edeceğine, gizleyeceğine, değiştireceğine dair kuvvetli şüphe bulunması</li>
<li>Şüphelinin/sanığın davranışlarıyla tanık, mağdur ve başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunacağına dair kuvvetli şüphe bulunması</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Kanunda sayılan suçlardan (CMK m.100/3) dolayı tutuklama kararı verilebilmesi için CMK m.100/2’de sayılan tutuklama sebeplerinin varlığı aranmaz. Bu suçların işlendiğine dair kuvvetli deliller bulunması halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir. Her ne kadar “var sayılabilir” ifadesi ile hâkimin takdir yetkisi gündeme getirilmiş olsa da uygulamada, katalog suçlardan birinin varlığı halinde sıklıkla tutuklama kararı verilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>ŞARTLARI</u></strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li><strong><u>Tutuklama yasağı olmamalı:</u></strong> Hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama yasağı vardır. (Adli para cezasını gerektiren veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariçtir.)</li>
<li><strong><u>Varsa muhakeme şartı gerçekleşmeli</u></strong></li>
<li><strong><u>Sanığa güvence belgesi verilmemiş olmalı</u></strong></li>
<li><strong><u>Tutuklama orantılı olmalı</u></strong></li>
<li><strong><u>Hâkim veya mahkeme kararı bulunmalı:</u></strong> Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir. Eğer gecikmesinde sakınca varsa, sulh ceza hâkimi de re’sen tutuklama kararı verebilir.</li>
</ol>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Yetkili sulh ceza hâkimi, tutuklama talebini yerinde görürse sorgudan sonra tutuklama kararı verir. Eğer yerinde görmezse, şüphelinin derhal salıverilmesine karar verir.</li>
<li>Tutuklama talebinin reddedildiği hallerde ret kararına karşı C. savcısı itiraz edebilir. Bu durumda ret kararını veren makam, ya tutuklama kararı verir ya da itirazı yerinde görmeyip en çok üç gün içinde dosyayı itiraz merciine gönderir.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına, C. savcısının istemi üzerine veya re’sen yetkili ve görevli mahkemece karar verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tutuklama kararları mutlaka gerekçeli yazılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Mansur/Türkiye davasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tutukluluk gerekçesinin “yerinde</em> <em>ve yeterli olması</em> <em>gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkeme’ye göre, olayda tutukluluk halinin devamı sorunu dokuz kez incelenmiştir. Bunlarda genellikle “suçun niteliği ve delillerin durumu”na dayanılmış ve üç kez de hiçbir gerekçe gösterilmemiştir. Ancak, “delillerin durumu” ifadesi suçluluğa ilişkin ciddi belirtilerin var olduğu ve devam ettiği şeklinde anlaşılabilirse de, bu davada tutukluluğun devamını haklı göstermeye tek başına yeterli olmamıştır. Öte yandan, kaçma tehlikesi de sadece suç için öngörülen cezanın ağırlığı dikkate alınarak değil, başka unsurlara dayanılarak değerlendirilmelidir. Sonuçta mahkeme AİHS m.5/3’ün ihlal edildiğine karar vermiştir.”</em></p>
<p style="text-align: justify;">Şüpheli veya sanığın yokluğunda tutuklama kararı verilemez. Bu kuralın üç tane istisnası vardır:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Yabancı ülkede bulunan kaçaklar hakkında tutuklama kararı verilmesi</li>
<li>savcısının tutuklama talebinin reddine itiraz etmesiyle aynı makamın tutuklama kararı vermesi</li>
<li>savcısının itirazı yerinde görülmezse itiraz merciine gönderildiğinde itiraz merciin tutuklama kararı vermesi</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir. (CMK m.107)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>Tutukluluk Süresi:</u></strong> Asliye cezanın kapsamına giren suçlarda tutukluluk süresi en çok 1 yıldır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süreler zorunlu hallerde gerekçesi ile uzatılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adli kontrole ilişkin hükümler uygulanır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>Tutuklama İlişkin Kararlara Karşı Kanun Yolu:</u></strong> Tutuklama kararına, tutukluluğun devamına, tutukluluğun kaldırılmasına veya tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasına ilişkin kararlara karşı itiraz edilebilir. İtiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde yapılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>Tutukluluğun Denetlenmesi</u></strong></p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>savcısı, soruşturma evresinde tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakır.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Tutuklama kararları kural olarak en çok otuz gün hüküm ifade eder.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Soruşturma evresinde en geç otuz günün sonunda C. savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından tutukluluğun devamı konusunda karar verilmelidir. Şüpheli ve/veya müdafi de bu istemde bulunabilir. Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde en geç otuz gün içinde yargılama mercii önüne çıkarılmayan tutuklu, zararının tazminini devletten isteyebilir. Soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirse şüpheli serbest kalır.</li>
<li>Kovuşturma evresinde tutukluluk halinin devam edip etmeyeceğine mahkemece karar verilir. Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da en geç otuzar günlük süreler içinde de re&#8217;sen karar verir. (CMK m.108/3)</li>
<li>Soruşturma evresinde C. savcısı tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakır. Şüpheli ve/veya müdafi ise, salıverilmeyi sulh ceza hâkiminden talep eder.</li>
<li>Kovuşturma evresinde C. savcısı veya sanık veya müdafi tarafından tahliye talebinde bulunulabilir.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>Tutuklama Kararının Yerine Getirilmesi</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sanığın tutukevine kabul edilmesi için hâkim veya mahkeme tarafından verilmiş bir tutuklama kararı bulunmalıdır. İstisnai nitelikte olan gıyabi tutuklama kararlarının yerine getirilmesi kolluk eliyle olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hakkında tutuklama kararı verilen kişinin suçu işlediğine dair henüz bir hüküm olmadığı için tutuklamanın infazı cezanın infazından farklı olmaktadır. Bu yüzden tutuklanan kişi, tutukevinde hükümlülerden ayrı bir yerde bulunması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tutuklu, istediği müdafii seçme hakkına sahiptir. Tutuklu ile müdafiin yazışmaları denetlenemez ve vekâletname şartı aranmaksızın müdafi ile her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>Tutuklu Olarak Geçirilen Sürenin Mahkûmiyetten İndirilmesi</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kişinin özgürlüğünün fiilen kısıtlandığı tarihten hükmün kesinleşmesi arasında geçen süre tutukluluk süresidir. Kişi, tutuklama kararı verilmesine sebep olan suçtan beraat ederse, tutuklandığı süre için tazminat isteme hakkına sahiptir. Fakat eğer hakkında mahkûmiyet kararı verilirse, bu süre mahkûmiyet süresinden düşülür. Fakat özgürlüğün kısıtlandığı suç ile mahkûmiyet hükmü kurulan suçun aynı suç olması şartı yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>ADLİ KONTROL </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Adli kontrol tedbiri, tutuklamanın bir alternatifi olarak değerlendirilmektedir. Bu tedbirin uygulanabilmesi için gereken tek şart tutuklamanın şartlarının gerçekleşmiş olmasıdır. Fakat tutuklama yasağının olduğu durumlarda da adli kontrol tedbirinin uygulanması mümkündür.</p>
<p style="text-align: justify;">Soruşturma evresinde C. savcısı, tutuklama talebinde bulunurken adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağını da açıklar. Fakat tutuklama talebi adli kontrol talebini de kapsamaktadır. Bu yüzden sulh ceza hâkimi;  c. savcısının tutuklama talep ettiği hallerde tutuklamaya karar verebileceği gibi, adli kontrol tedbirinin uygulanmasına da karar verebilir. Ayrıca c. savcısı tutuklama talebinde bulunmadan doğrudan adli kontrol isteminde de bulunabilir. Kovuşturma evresinde adli kontrol tedbirine mahkeme karar verir. Sanık ve/veya müdafiin de iki evrede de her zaman adli kontrol isteminde bulunma hakkı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (CMK m.110/2)</p>
<p style="text-align: justify;">Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir. (CMK m.112)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u> </u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">

		</div>
	</div>
</div></div></div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/tutuklama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KORUMA TEDBİRLERİ</title>
		<link>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/koruma-tedbirleri/</link>
					<comments>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/koruma-tedbirleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özdoğan Hukuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2021 09:26:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[adli arama]]></category>
		<category><![CDATA[adli kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[araba]]></category>
		<category><![CDATA[araç]]></category>
		<category><![CDATA[arama]]></category>
		<category><![CDATA[arama emri]]></category>
		<category><![CDATA[arama kararı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[CMK]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet savcısı]]></category>
		<category><![CDATA[delil]]></category>
		<category><![CDATA[denetim]]></category>
		<category><![CDATA[direnme]]></category>
		<category><![CDATA[durdurma]]></category>
		<category><![CDATA[elkoyma]]></category>
		<category><![CDATA[erişimin engellenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[eşya]]></category>
		<category><![CDATA[fiil]]></category>
		<category><![CDATA[geçici]]></category>
		<category><![CDATA[gizli soruşturmacı]]></category>
		<category><![CDATA[gizli tanık]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[isnat]]></category>
		<category><![CDATA[kaba üst araması]]></category>
		<category><![CDATA[kaçma]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik sorma]]></category>
		<category><![CDATA[kolluk]]></category>
		<category><![CDATA[koruma tedbiri]]></category>
		<category><![CDATA[mağdur]]></category>
		<category><![CDATA[müdafi]]></category>
		<category><![CDATA[ölçülülük]]></category>
		<category><![CDATA[onay]]></category>
		<category><![CDATA[önleme araması]]></category>
		<category><![CDATA[PVSK]]></category>
		<category><![CDATA[salıverme]]></category>
		<category><![CDATA[sanık]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[şüpheli]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tanık koruma]]></category>
		<category><![CDATA[TCK]]></category>
		<category><![CDATA[teknik araçlarla izleme]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama kararı]]></category>
		<category><![CDATA[yakalama]]></category>
		<category><![CDATA[yakalama emri]]></category>
		<category><![CDATA[yazılı emir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/?p=630</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row row top-row"><div class="vc_column_container col-md-12"><div class="wpb_wrapper vc_column-inner">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="text-align: justify;">
<p class="wp-block-paragraph" style="text-align: justify;"><strong>KORUMA TEDBİRLERİ</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Koruma tedbirleri, kişi hakkında hüküm verilmeden önce temel haklarından birinin veya birkaçının sınırlandırılmasını sağlayan tedbirlerdir.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Koruma tedbiri temel hakka müdahale olduğu için kanun ile düzenlenmiş olması şarttır.</li>
<li>Geçicidir.</li>
<li>Amacı ya delil elde etmek ya da mevcut delili korumaktır.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Koruma tedbirine başvurabilmek için aranan şartlar:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Başvurulması zorunlu olmalıdır.</li>
<li>Kişinin suçu işlediği konusunda belli derecede şüphe bulunmalıdır.</li>
<li>Başvurulan tedbir ile muhtemel ceza arasında orantı olmalıdır.</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>1.Yakalama</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yakalama, kişinin denetim ve gözetim altına alınmasıdır. Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90. maddesine göre, “Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.</li>
<li>b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.”</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Bu maddede sayılan hallerde yakalama yapacak kişinin resmi sıfata sahip olması şartı aranmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Kolluk görevlilerinin ek yakalama yetkisinin şartları:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Tutuklama kararı veya yakalama emri verilmesini gerektiren bir hal olmalı</li>
<li>Gecikmesinde sakınca bulunan bir hal bulunmalı</li>
<li>Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhal başvurma imkânı bulunmamalı</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda kolluğun yakalama yapabilmesi için suçüstü olması gerekmez. Kolluk, bu yetkisini kullanırken kişi ve araçları durdurarak kimlik ve bilgi sorabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir. (CMK m.90/4) Söz konusu tedbirlere kaba üst araması yapmak ve kelepçe takmak örnek verilebilir. Fakat bunlar, ancak yakalanın direnmesi halinde mümkündür. Yakalanan kişiye yasal haklarının bildirilmemesi yakalama tedbirinin hukuka aykırı hale gelmesine sebep olur.</p>
<p style="text-align: justify;">CMK m.98’e göre: “Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re&#8217;sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Yakalamada kişinin mahkemeye götürülmesi gereken süre önem arz eder. Yakalama emri üzerine yakalanan kişi, en geç 24 saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmalıdır. Eğer çıkarılamıyorsa, sesli ve görüntülü iletişim sistemi kullanılarak kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır. Bu sürelere uyulmaması, kişinin özgürlüğünün haksız bir şekilde kısıtlanması olarak değerlendirilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>2.Gözaltı</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Resmi sıfatı bulunmayan kişiler tarafından yakalanıp kolluğa teslim edilen veya kolluğun bizzat yakaladığı kişi hakkında kolluk, Cumhuriyet savcısına derhal bilgi vermelidir ve onun emirlerine göre işlem yapmalıdır. C. savcısı bu kişi hakkında ya serbest bırakılmasına ya da gözaltına alınmasına karar verir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gözaltına alma tedbirinin hukuka uygun olması için, bu tedbirin soruşturma için zorunlu olması ve kişinin suçu işlediğine dair somut deliller olması gerekir. (CMK m.91/2) Buna göre gözaltı, yakalamadan sonra savcının yazılı emriyle alınan koruma tedbiridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gözaltında yapılan işlemlerden bazıları: İfade alma, teşhis, yer gösterme, kimlik tespiti, parmak izi alınması, muayene etme. Gözaltı süresi, adli makamların bu işlemleri yapabilmesi için öngörülmüştür. Bu süre, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Zorunlu süre de on iki saatten fazla olamaz. (CMK m.91/1)</p>
<p style="text-align: justify;">Gözaltına alınan kişi, işlemler tamamlandıktan sonra ya serbest bırakılır ya da bırakılmazsa gözaltı süresi dolmadan sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilmesi gerekir. Bu sorguda zorunlu müdafilik söz konusudur. Müdafi olmadan yapılan sorgu hukuka aykırı hale gelir. Kişi, gözaltı süresi dolmadan hâkim önüne çıkarılmazsa her türlü maddi ve manevi zararını devletten talep edebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kişinin serbest bırakıldıktan sonra tekrar yakalanması ve gözaltına alınabilmesi için:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Yeni ve yeterli delil elde edilmeli ve</li>
<li>savcısı kararı bulunmalı</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>3.Tutuklama</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tutuklama, suçlu olduğu konusunda henüz kesin hüküm olmayan fakat kuvvetli suç şüphesi bulunan kişinin özgürlüğünün hâkim kararı ile sınırlandırılmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Detaylı olarak başka bir yayında açıklanacaktır. </em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>4.Arama</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Arama, şüpheliyi/sanığı veya bir delil ele geçirmek ya da bir suçun işlenmesini önlemek amacı ile yapılan koruma tedbiridir.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Detaylı olarak başka bir yayında açıklanacaktır.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em> </em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>5.Elkoyma</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Elkoyma, delil sayılabilecek veya müsadere edilebilecek eşya üzerinden zilyedin tasarruf yetkisinin kaldırılmasıdır. Rıza ile teslime <em>koruma altına alma</em> denirken, rıza ile teslim yoksa <em>elkoyma</em> söz konusu olur. Elkoyma işlemi tutanağa bağlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Elkoyma tedbirine, arama tedbiri ile ulaşılamayacağı bilinen eşyalar için başvurulur. Fakat bu tedbir, kişinin üzerinin veya konutunun aranmasına hukuki dayanak oluşturmaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Elkoymanın konusu olabilecekler hususlar:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>İspat aracı olarak yararlı görülen deliller</li>
<li>Eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturacak malvarlığı değerleri</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">İşlemi gerçekleştirebilecek makamlar:</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi</li>
<li>Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, c. savcısının yazılı emriyle kolluk görevlileri</li>
<li>Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, c. savcısına ulaşılamıyorsa kolluk amirinin yazılı emriyle kolluk görevlileri</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Hâkim kararı olmadan yapılan elkoyma işleminin, yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulması gerekir. Hâkim, işlemin yapılmasından itibaren kırk sekiz saat içinde kararını açıklamalıdır. Aksi takdirde elkoyma, kendiliğinden kalkar ve hukuka aykırı delil durumu oluşur. (CMK m.127/3)</p>
<p style="text-align: justify;">“Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşyanın, soruşturma ve kovuşturma bakımından muhafazasına gerek kalmaması veya müsadereye tabi tutulmayacağının anlaşılması halinde, re&#8217;sen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.” (CMK m. 131)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>6.Bilgisayarlarda Arama, Kopyalama ve Elkoyma</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tedbirin uygulanabilmesi için şartlar:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Somut delillere dayanan kuvvetli şüphenin varlığı</li>
<li>Başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması (Delil elde etmek için başka bir yol bulunduğu halde bu tedbire başvurulursa, hukuka aykırı delil söz konusu olur.)</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Şartlar sağlandığında;</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Hâkim veya</li>
<li>Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. C. savcısının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmalıdır. Hâkim de en geç yirmi dört saate içinde karar vermelidir. Sürelerin geçmesi veya hâkimin onay vermemesi halinde, söz konusu kopyalar ve metinler derhal imha edilir. (CMK m.134)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>7.Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tedbirin koşulları:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Suç işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı</li>
<li>Başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Hem kovuşturma hem de soruşturma aşamasında bu tedbire başvurulması mümkündür. Mahkeme, karar verinceye kadar bu tedbiri uygulayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu tedbirin kapsamı, iki kişi arasında gerçekleştirilen görüşmenin üçüncü bir kişi tarafından uygun teknik araçlarla dinlenmesi ve kayda alınmasıdır. Buna göre, konuşmanın taraflarından birisinin bu konuşmayı kaydetmesi bu tedbir kapsamında değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">İletişimin denetlenmesi ancak belli suçlar için mümkündür. (CMK m.135/8)</p>
<p style="text-align: justify;">Tedbirin uygulanmasına hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının karar verir. C. Savcısı kararını derhal hâkime sunar ve hâkim en geç yirmi dört saat içinde karar vermelidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tedbir kararında sadece dinlemeye izin verildiyse, kayıt yapılması hukuka aykırıdır. Bu durumda kayıt, delil olarak kullanılamaz. Bu sebepten kararda neye izin verildiği açıkça belirtilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>8.Gizli Soruşturmacı Görevlendirme</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Suçu ve suçluları ortaya çıkarmak amacıyla gizli soruşturmacı görevlendirilmesi mümkündür. Ancak bu tedbire ancak yasada sayılan suçlar için başvurulabilir. (CMK m.139/7)</p>
<p style="text-align: justify;">Tedbirin koşulları:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Suç işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı</li>
<li>Başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Gizli soruşturmacı görevlendirme tedbiri ile teknik araçlarla izleme tedbiri birlikte uygulanabilir. Fakat bunun tedbir kararında açıkça belirtmiş olması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;">Soruşturmacı görevlendirilmesine soruşturma evresinde, C. Savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından karar verilir. Savcının gecikmesinde sakınca bulunan hal olmasına dayanarak tedbire karar vermesi mümkün değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gizli soruşturmacı olarak sadece kamu görevlisi görevlendirilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u> </u></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>9.Teknik Araçlarla İzleme </u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu tedbirle şüphelinin/sanığın gerçekleştirdiği tüm faaliyetleri teknik araçlarla izlenir veya ses/görüntü kaydeden aletlerle kaydedilir. En yaygın şekli ortam dinlemesidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tedbirin koşulları:</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Suç işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı</li>
<li>Başka suretle delil elde etme imkânının bulunmaması</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Kişinin kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri izlenebilir, kayıt alınabilir. Bu tedbir, kişinin konutunda uygulanamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">“Teknik araçlarla izlemeye hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.” (CMK m.140/2)</p>
<p style="text-align: justify;">İzleme kararı en çok üç hafta için verilebilir. Fakat gereklilik halinde bu süre 1 hafta uzatılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>10.İnternet Ortamında Yapılan Yayınlara Erişimin Engellenmesi</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Suçların işlendiği yönünde yeterli şüphe bulunması halinde yayına ulaşımın engellenmesine karar verilebilir. Bu tedbir yasada sayılan suçlar için uygulanabilir. (İnternet Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele K. m.8/1)</p>
<p style="text-align: justify;">Erişimin engellenmesi kararı soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde c. savcısı karar verir. Savcının kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur ve hâkim de yirmi dört saat içinde karar verir. Kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tedbir kararını Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu yerine getirir. Erişimin engellenmesi kararının gereği, derhal ve en geç kararın bildirilmesi anından itibaren dört saat içinde yerine getirilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><u>11.Tanık Koruma Tedbiri-Gizli Tanık</u></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tanık Koruma Kanunu’na göre, üçüncü kişi tanıklar ve mağdur tanıklar ile bu kişilerin nişanlısı, evlilik bağı kalmasa dahi eşi, kan/kayın hısımlığından üstsoyu-altsoyu ile ikinci derece dâhil kan/kayın hısımları ve evlatlık bağı bulunanlar tanık koruma programından yararlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Tedbirin uygulanabileceği suçlar: (Tanık KK. m.3)</p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Türk Ceza Kanunu’nda ve ceza hükmü içeren özel kanunlarda yer alan ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar</li>
<li>Suç işlemek amacıyla kurulan bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen, alt sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar</li>
<li>Terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">

		</div>
	</div>
</div></div></div>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ozdoganhukukdanismanlik.com/koruma-tedbirleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
